top of page

08.03.2022 Kadınlar Günü

Güncelleme tarihi: 16 Haz 2022


ree

Kadınlar gününün fikir olarak ilk tohumunun atıldığı, genel kabul görmüş, insanın içini burkan, tarih boyunca kadın olmanın bedelinin kaç farklı şekilde ödendiğini sorgulatan hikâyesini çoğu insan bilir ama bilmeyenler için kısaca değinmek istiyorum.

8 Mart 1857 tarihinde, ABD'nin New York kentinde, 40.000 dokuma işçisi kadın daha iyi haklara ve çalışma koşullarına sahip olmak için düşük ücreti, insanlık dışı çalışma koşullarını ve uzun çalışma saatlerini protesto ederek bir tekstil fabrikasında greve başladılar. Polisin işçilere saldırması ve onları fabrikaya kilitlemesinden sonra ortaya çıkan yangında işçilerin fabrika önüne kurulan barikattan kaçamaması sebebiyle 129 kadın işçi can verdi. Ölen kadın işçiler için yapılan cenaze törenine 100000’i aşkın kişinin katıldığı düşünülmekte. O dönem için yüz bin kişi, toplu bir eylem gerçekleştirerek belli bir potansiyel güç birlikteliğinin varlığını ortaya koymak için, özellikle söz konusu kadınlar olduğunda oldukça saygıya ve takdire şayan bir sayıdır. Çünkü bu olayın yaşandığı dönemde kadın hem sosyal hayatta varlığını sürdürebilmek hem iş gücüne katılarak ailesini geçindirmek hem de evinde bir kadın olmanın üzerine yüklediği görevlerini ifa etmek konusunda insanüstü bir çaba sarf ediyor buna rağmen kadın haklarından söz etmek neredeyse şımarıklık, haddini bilmezlik olarak karşılanıyordu. Cenazeye katılan yüz bin kişi ve cenazeye katılamamış ama herhangi bir cinsiyete ait olmadan önce herkesin sadece insan olduğunun bilincinde olan her birey bu haksızlığın ve kadın sömürüsünün her zaman farkındaydı. Buna rağmen emeğinin hakkını arayan işçi kadınları bilen duyan gören insanlar, işçi kadınlar grev yaparken orada onlarla birlik olmak yerine kadınlarımızı kaybedildikten sonra yani her şey olup bittikten sonra onlar için oradaydılar. İnsanların elinde olan ama sanki değişmez bir fizik yasasıymışçasına her seferinde işleyen “bir şeyin değerinin kaybettikten sonra anlaşılması” kanunu burada da işliyor. İnsanları, değerleri, duyguları, ilişkileri, dostlukları kaybettikten sonra bizim için varlıklarının anlamlarını ve önemlerini idrak edip yokluklarının yasını tutuyoruz. Kadınlarımızı kaybettikten sonra kanunlar çıkarmaya çalışıyor onları ezelden beri var olduğunu bildiğimiz ve her zaman gözümüzün önünde gerçekleşen tehlikeler haksızlıklar sanki birden bire ortaya çıkmış gibi acıklı ve vasat bir geç kalmışlıkla korumaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın uyuşturucuya, sınav stresine, psikolojilerini negatif yönde etkileyen insanlara, durumlara, ortamlara maruz kalmaları sonucu yaşadıkları negatif dönüşümü geri döndürmek için çabalıyoruz, yani onları kaybettikten sonra tekrar geri kazanmaya çalışıyoruz. Oysa istisnası olmayan bir fizik kuralı değil kaybetmek, insanların ellerinde yaptıkları seçimlerde yer alıyor. Eğer sahip olduğumuz insanları, değerleri, ilişkileri kaybetmek istemiyorsak ters giden bir şeyler olduğunu düşündüğümüzde, elimizi taşın altına koyup sorumluluk almalıyız, sadece karşımızdakinden veya kurumlardan beklememeli ve insan olmanın sorumluluğunu yerine getirerek eyleme geçmeli ilk adımı atmalı ve cesareti olmayanların elinden tutmalıyız. Bunu hem toplumsal rollerimizde hem de özel hayatımızda gerçekleştirdiğimizde ise içimizden gelen sesi dinleyerek ve eyleme geçerek kendimiz olmanın tatminini yaşayabilir ve daha mutlu sağlıklı bireyler olarak hayatımızı geçirebiliriz.

 
 
 

Yorumlar


  • Siyah Instagram Simge
  • Twitter
  • LinkedIn

©2021 Yaz Aile Danışmanlığı. Tüm Hakları Saklıdır. 

bottom of page